Karen Marie Moning | Rüya Ateşi| Dreamfever
Geçmişimi çalmış olabilirler.
Ama geleceğimi elimden almalarına asla izin vermeyeceğim.
İnsan ve Peri dünyaları arasındaki duvarlar yıkılmıştı. Doymak bilmez, ölümsüz Unseelieler buzdan hapishanelerinden kurtulduğunda, MacKayla Lane ölümcül bir tuzağa düşecekti. Peri Efendisi tarafından esir tutulan MacKayla'nın, kim ya da ne olduğuna dair her şey, zihninden silinmişti. Oysa Mac, Sidhe-kahinlerini görebilen tek kişiydi ve iki dünyayı da kontrol edecek anahtarı elinde tutan gizemli kara büyü kitabının izini sürebilecek tek canlı da oydu...
Hafızasını geri kazanmak, yalnızca ilk adımdı. Mac, Dublin'in mücadele dolu sokaklarında savaşıp eski, gizli bir tarikatın tehlikeli ağına düşecekti. Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı peri dünyasında, dostu olduğunu iddia edenlerin karmaşık yalanlarıyla mücadele edecekti. Mac, her şeyini kaybettiğini düşünüyordu ama onu sarsacak bir gerçekle yüzleştiğinde, aslında oyunun daha yeni başladığını anlayacaktı.
Kendine bile güvenmezken kime güvenebilirsin ki?
Evet evet ölmedim, o kadar yoğun çalışıyorum ki buralara gelip yorumlarımı yapmak için fırsat bulamıyorum ama bu okumama engel değil tabi ki bir sürü bir sürü kitap okudum hepsini hepsini yorumluyorum şuan, şu dakika, şu saat. Gelirsek Rüya Ateşine yine deli dehşet iki günde bitirdim ve hiç bitsin istemedim ama ne kadar istemesek de bitiyor değil mi? :( İntikam Ateşini okuduysanız bilirsiniz kitabın sonunda zönk diye kalıyorsunuz hatta " ay şimdi ne olacak,yuh, hayır olamaz asla" gibi tepkiler vermişsinizdir yada en azından ben verdim. Rüya ateşi işte tam oradan başlıyor bende konuya direk dalıp çok ağır spoiler veriyorum bence özellikle 3. Kitabı okumadıysanız yorumlarımı okumayın ama illaki okumak istiyorsanız ki büyük ihtimalle okuyacaksınız sonrası için beni suçlamayın çünkü kızımız sizin de tahmin edebileceğiniz gibi Pri-ya denen zımbırtıdan oluyor, daha önceki kitapları okuduysanız bilirsiniz Pri-ya geri dönüşü olmayan asla kurtulamayacağı kölelik diyebileceğimiz bir şey sonuç olarak siz de ee şimdi ne olacak, aa nasıl olur diyerek ahlanıp vahlanıp hızlı hızlı okumaya başlıyorsunuz ama hayal kırıklıkları birbiri ardına geliyor kızımız Pri-ya olmuş hiç birşeyin farkında değil üstelik kitap Dani'nin anlatımıyla başlıyor bile diyebiliriz ki bu süre zarfında sıkılmadım değil alışmışım bir kere Mac ve Barrons'un atışmalarına sonuç olarak kızımızı en son kalakaldığı kiliseden hiç beklemesem de Dani kurtardı en çok sinirlendiğim nokta da şu ki kilisede o kadar şey olurken bizim esas oğlanların hiç biri ortalıkta yoktu olmadık zamanda meydana çıkarlar ama asıl lazım olacakları zaman yok olurlar. (Neyse burada buna sinirlenmeyi bırakıyorum çünkü eğer gelselerdi kitap olmazdı :P) Barrons ortalıklarda gözükmedikçe de beni aldı bi krizler bi krizler ama sonunda beklediğim oldu Barrons manastıra daldı arkasında kendisi gibi 8 devasa adamla Mac'i aldı gitti. Arkasında ki kendi gibi 8 devasa adamı merak ediyorsunuz tabi bende etmiştim artık o kadarını da okuyun da görün. Sonrasına gelirsek eğer Mac kendinde olmadığı için Barrons'un onu kendine getirmesi gerekiyordu ki bunun için çözümü çok ilginçti :) Kitabın devamında artık duvarlar yıkılmıştı ve geçiş sırası gibi insanların faelere alışmalarından, onlarla takılmalarından, uyum sağlanmasından, Dublinin yerle bir olmasından falan bahsediliyor çok fazla olay yok aksine çok fazla soru var. Devam edersem bütün kitabı hevesle anlatırım size sonra sizin okumanıza gerek kalmaz ama bu biter bitmez gölge ateşini okumak isteyeceğinize kalıbımı basarım.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder